BM, Papa Leo ve Sembolizm

Oturumda ilk konuşmayı Birleşmiş Milletler Genel Sekteri Guterres yaptı ardından sözü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. Dönem Başkanı Bangladeş Dışişleri Bakanı Dr. Khalilur Rahman devraldı. Bir gelenek olarak sırayı Brezilya izledi ve Başkan Lula da Silva’nın açıklamaları yer aldı. Neden Brezilya diye soruyorsanız, bu geleneğin arkasındaki olayı Al Jazeera’nın videolu içeriğinden izleyebilirsiniz.

Ardından, ev sahipliğini ABD’nin yaptığı ve merkezin New York olduğu etkinlikte Donald Trump konuştu. Birinci oturumun ülkeleri arasında sırasıyla: Brezilya, ABD, Ürdün, Türkiye, Litvanya, Peru, Şili, Finlandiya, Lüksemburg, Fransa ve Angola vardı. Oturumların günlerine, ülkelere ve detaylı içeriklere BM’nin resmi sitesinden erişebilirsiniz. Peki bu konuşma sıraları neye göre belirleniyor? Sıralama değişiyor mu? Neler hep aynı kalıyor? BM’nin sitesinde sıralamaya ilişkin şu ifadeler kullanılıyor:

“Konuşmacı sıralamasıysa; temsil düzeyi, coğrafi denge, konuşma talebinin kayda alınma sırası ve diğer hususları yansıtan karmaşık bir algoritmaya göre belirlenmektedir.”

Karmaşık bir algoritma olarak adlandırılan sıralamaya ilişkin çok fazla bilgi sahibi değiliz ancak temsil gücündeki eşit olmayan ilişki biçimlerini Güney Afrika liderlerinin sesinden duyuyoruz. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde “daimi temsilcilerinin” bulunmamasına yönelik eleştirilerini dile getirdiler. New York Times bu sesi haberleştirdi ve Guterres’in de açılış konuşmasında kullandığı “tarihi adaletsizlik” vurgusunu ön plana çıkardı.

Konuyla ilişkili Al Jazeera’nın ele almış olduğu bir haber ve Mark Cartwright’ın kaleme aldığı BM’nin kuruluşuna dair tarihi bakış açısı geliştirebileceğiniz yazıyı inceleyebilirsiniz. 2022 yılına ait BBC’nin Africa Daily podcastinde konunun o dönemde de gündemde olduğunu görebiliyoruz.

Bir yandan eş zamanlı diyebileceğimiz Papa 14. Leo’nun dört günlük Fransa ziyaretine tanıklık ediyoruz. Le Monde ziyaretin “hem dini hem de diplomatik” niteliğine dikkat çekti. Örneğin Reuters, “Pope Leo warns in France that UN risks becoming “charade” başlıkla ziyareti verdi. “BM’nin (maskaralık/ oyuna) dönüşme riskine karşı uyarıda bulunduğuna dair” atıf vardı. Haberin devamında yapay zekâya yönelik eleştiriler ve 2021 yılına ait Humanium’un raporundan detaylı ulaştığımız: Katolik Kilisesi bünyesindeki cinsel istismar ve şiddete uğrayanlara (çocuklar) ilişkin vurgu var.

Örneğin Washington Post, “Pope Leo visits secular France as surge of converts jolts a flagging faith” diye haber girişi yapmış. Zor ve manidar bir başlık, tam bir çeviri sorusu olabilir ancak anladığımız kadarıyla kan kaybeden/zayıflayan bir inanç sistemi var, dine dönenler veya yeni inanlar bu inancı canlandırırken Papa Leo seküler Fransa'yı ziyaret ediyor. “Seküler” Fransa vurgusu dikkat çekici. Hem birleştiricilik vurgusunu hem de haberlerde kurulan ikilikleri görüyoruz. Fransa’nın tarihi geçmişi, devlet ve din ilişkileri ayrımı ve Macron’un pozisyonu, okuyucuya arka planı dahil ederek sunuluyor.

New York Times bağlamı, Donald Trump üzerinden verdi. Papa’nın Avrupa demokrasisi vurgusu ön plana çıkarıldı. İkili ilişkilerdeki anlaşmazlıklar ve ABD ve Avrupa Birliği arasındaki yol ayrımlarına değinildi. (Guardian bir yazısında Papa ile olan bu anlaşmazlığın, Donald Trump’ın çocukluk dönemine dayanabileceğine ilişkin bir analize yer vermişti.)

BM’deki konuşmasında Trump, “Küresel bir hükümet yoktur ve ‘ben Başkan’ olduğum sürece küresel vergiler de olmayacaktır.” ifadesini kullanarak küresel düşünce yapısı içinde ‘yüzeyde’ değerlendiği tüm kategorilerin keskin bir şekilde karşısında konumlandı. Ele alınan yazıda, bu düşün sisteminin özellikle “popülist radikal sağ” teorilerle desteklendiği vurgusu ön plana çıkarılıyor. İlk kez olmayacak Unesco’dan çıkma kararını toplantıda dile getirmişti.

Eş zamanlı diyebileceğimiz BM etkinliği ve Papa 14. Leo’nun Fransa ziyareti sembolik tarafı da bize gösteriyor. Bir yanda uluslararası kurumlara ve hükümetlere güvenin en düşük olduğu dönemlerden geçiyoruz. Bu haklı güvensizliğin yanında kurumların ortadan kalkma tehlikesi, kaybedilen şeffaflığın tümüyle kaybı, güvensizlikten faydalanan düşünce yapılarının nüfuz kazanması; bir yanda derinden hissettiğimiz haklı bir medeniyet, uygarlık, insanlık, merhamet eleştirileri; çeşitliliğin, insan onurunun tehlikede olması.